Homojenleştirme/Türkleştirmede Seyahat Yasakları ve Yahudi Yurttaşlar

Ankara Hükümetinin ajandasında İttihatçılardan gelen homojenleştirme politikası kesintisiz olarak baştan itibaren yer almaktadır. Bu süreçte etkin olarak kullanılan uygulamalardan biri de temel insan haklarından olan ikamet ve seyahat hakkının kullanımının yasaklanmasıdır. Bu yasak ile Hıristiyan ve Yahudi yurttaşların yurtiçi ve yurtdışı seyahatleri engellenerek memleketlerinden uzaklaştırılmış, kalanlara sürekli baskı uygulanmış, ticaretleri sınırlanmış, alacaklarının tahsili önlenmiş, ata topraklarından ve ana yurtlarından koparılarak sürgün yaşamına zorlanmıştır.

Osmanlıda seyahat serbestisi yoktu. Bir yerden bir yere gitme izne bağlıydı ve bir tür iç pasaport olan mürür tezkeresi ile seyahat edilebilirdi. Bu tezkere elinde yoksa ülke içinde yer değiştirmek mümkün değildi.

Osmanlı’nın devamı ve kurtarılması iddiasıyla Ankara’da kurulan TBMM hükümeti seyahat rejimini daha da kısıtlamış, yasaklama temel prensip olmuş, izin zorlaştırılarak istisna haline getirilmiştir.[1]

Herhangi bir Hıristiyan vatandaşa seyahat izni verilmesi, Mecliste uzun tartışmalara yol açmış, sağlık nedeniyle verilen izinler dahi uzun uzun sorgulanmış, bu sorgulamalar Dahiliye Vekilini istifa noktasına getirmiştir. Bu bakımdan TBMM’nin 10 Haziran 1922 günlü “gizli oturumundaki” tartışmalar öğreticidir. Vekiller Ankara Hükümetinin etki alanından kimsenin dışarı çıkmasına şiddetle karşıdırlar. Zira etki alanında yapılanlar uygar dünyada tasvip edilecek şeyler değildir. Bunların duyulması istenmemektedir. Toplantı gizli olduğu için vekiller herhangi bir kısıtlama hissetmeden gayet açık konuşmaktadırlar.[2]

İlginçtir, aynı dönemde Yunanistan Ordusunun işgalindeki bölgede herhangi bir kısıtlama bulunmamakta, isteyen istediği yere gidebilmektedir.

Ankara Hükümeti’nin erken döneminde aldığı kararlardan biri seyahatin sınırlanması olur; 18 Haziran 1920 tarihli toplantısında Ermenilerin “hiçbirinin serbesti seyri seyahatı münasip görülmemiş”, yasaklanma keyfiyetinin tebliği karar altına alınmıştır.[3]Diğer Hıristiyanların da bunun gibi bir yasaktan nasiplerini aldığını 10 Haziran 1922 tarihli Meclis oturumundan anlıyoruz. Kısaca Hıristiyanların seyahati yasaktır.[4]

Yahudi vatandaşlar hakkında herhangi bir yasağa rastlamadık, muhtemelen Osmanlıdan gelen uygulamaya paralel işlem yapılmaktaydı. Yahudi yurttaşların dolaşımının, uygulamada daha sıkı bir izne tabi tutuldukları anlaşılmaktadır.

Hıristiyan ve Yahudilerin yurt içinde dolaşımı bu şekilde kısıtlandığı gibi, bir şekilde savaş döneminde yurt dışına çıkmak zorunda kalan ya da tehcir edilen vatandaşların yerlerine dönebilmelerinin de 2 Temmuz 1340 (1925) tarihli Seyrü seyahat talimatnamesi[5] ile sonsuza kadar sınırlandığını söylemek abartı değildir. 19 maddelik talimatname oldukça ayrıntılıdır ve her unsur için uygulanacak seyahat rejimi ayrı ayrı sayılmıştır. Yedinci maddeye göre, “Türkiye’den pasaportsuz giden Museviler beyanname usulüne tabidirler. Ecnebi tebaası olup İstanbul’da bulunan transit Yahudiler çıkarılacaktır. Beyanname usulünden kasıt Museviler bulundukları yerlerde Türk konsolosluklarına başvuracaklar, ilgili belgeleri tamamlayacaklar ve durumları uygun görülürse, dönüşlerine müsaade edilecektir.[6]

Hükümet artık yurt dışında kalan Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlarını artık yurt içine sokmayacaktır. Hükümetin 8 Mayıs 338[1922] tarihli kararnamesi bu uygulamalardan biridir;Van vilayetinden tehcir edilen, Tiflis’te perişan durumda olan 100’ü aşkın Yahudi vatandaşın durumu artık Ankara Hükümetinin umurunda olmayacak, bunların memleketlerine dönmelerine izin verilmeyecektir. Zira, yeni vatandaşlık tasavvurunda Hıristiyanların yanında Yahudiler de yoktur:

Van vilayetine tabi Başkale ve Gevar Musevi milletinden olup Harb-i Umumi esnasında Rumlar [Ruslar olmalı] tarafından tehcir edilerek elyevm Tiflis’te ikamet etmekte olan kadın ve erkek ve çocuk yüze karib eşhasın Dersaadet’e veya Samsun havalisine ve yahud memleketlerine azimetlerine müsaade edilmesi içun vaki olan müracaatları üzerine İstanbula azimetleri için pasaportları tanzim ve ita kılınmış ise de İtalya hükümetinin Sovyet Gürcistan hükümeti nezdindeki mümessilinin vaki olan istizanına henüz cevab alamadığından bahisle pasaportlarını vermeden imtina eylediği ve merkumlar fevkalade sızlanmakda olduklarından İstanbuldan menfi bir cevab alındığı takdirde memleketlerine sevkine müsaade olunub olunmıyacağı Tiflis mümessilliğinin iş’ari üzerine Hariciye Vekaletinden istifsar edildiği [sorulduğu] cihetle bu babda bir karar ittihazı Dahiliye vekaletinin 9 Şubat 338 tarihli ve idare-i umumiyye Müdiriyyeti 170/ 2485 numaralı tezkiresinde bildirilmiş ve keyfiyyet İcra Vekilleri Heyetinin [Bakanlar Kurulu] 8 Mayıs 338 tarihindeki içtimaında ledettezekkür merkumun memleketlerine avdetleri için pasaportlarının vize edilmemesi takarrür itmişdir. 8 Mayıs 338[1922][7]

Dışarda kalanı içeri sokmama, içeride kalanları bir yere toplama siyaseti gereği, on yıllık savaşta güvenli yerlere sığınan insanların yerlerine dönmelerine de izin verilmeyecektir:

Yunan işgali üzerine Anadolu’nun mevakı-ı muhtelifesinden Dersaadet’e hicret eden 46 nüfus muhacirini Müseviyyenin memleketlerine avdet arzusunda bulunduklarına ve muhacir ve mültecilerin tarzı idare ve sevkleri hakkındaki 5 Haziran 337 tarihli nizamnamenin suret-i tatbikine dair bir numaralı talimatnamenin 4. Maddesi bu gibiler hakkında Hükümet-i merkeziyyece hususi karar ittihazını mübeyyin olduğuna nazaran yapılacak muamelenin iş’arına dair Sıhhıye ve Muavenet-i İçtimaiyye Vekaletinin 14.1.39 ve Muavenet-i içtimaiyye Şubesi 30219/197 numaralı tezkiresi İcra Vekilleri Heyetinin 18.1..39 tarihindeki içtimaında ledetezekkür avdetleri muvafık görülmemiştir. 18.1.39 [1923][8] Hıristiyan ve Yahudileri İstanbul’da toplayıp baskı politikalarını uygulamayı kolaylaştırarak, ülkeden kaçmaya zorlayabilecektir.

Bir sebep yaratılarak vatandaşlık kanunu gereği doğal yurttaşı olduğu ülkesiyle ilişiği kesilerek ülke dışına sürgün edilerek, evrensel yurttaşlık ilkesi çiğnenecektir. On yıllık savaş sırasında hayatta kalma mücadelesi veren Avram Kohen’in başına gelen tam da budur;

327 [1911] senesinden beri maa-aile Adana vilayetinin muhtelif mahallerinde ikametle el-helatü-hazihi [bugün] Adana’da manifatura ticaretiyle iştigal etmekte olan Müsevi cemaatinden Avram Kohen 334 [1918] senesinde mülga Hariciye Nezaretine müracaatle taibiyyet-i Osmaniyyeye kayd ve kabulünü taleb eylemiş ise de, taleb-i vakı’ı Nezaretçe reddolunduğu ve Adana’nın Fransızlar tarafından işgal olunması üzerine de merkumun, yedine bir Suriye pasaportu geçirerek işgalin devamı müddetince Fransız muhtemisi olarak yaşadığı ve Büyük Millet Meclisi’nin tesisi üzerine bu def’a da Yunanlı sıfatiyle verdiği istidada Yunan tabiiyyetini terk edeceğinden bahsle maa-aile Türkiya Hükümeti tebaası sıfatiyle kayd ve kabulünü talep eylediği Adana Vilayetinin iş’arından anlaşıldığı ve müstedi Kohen 284 (1868) tarihinde kudüs’de tevellüd idip, şimdiye kadar müstemirren [daima] Türkiya’nın muhtelif mahallerinde ikamet eylemiş ve yalnız pederi Tesalya kıt’asının Yenişehir kabasında tevellüd eylemiş olmasına mebni pederinin tabiiyetine izafetle Yunan tabiiyetini iddia eylediği, halbuki Tesalya kıt’asının 284’te ve andan mukaddem [önce] Türkiya memaliki cümlesinden madud [sayılmış] olmasına ve iddiasını teyid idecek bir kayda destres olunmamasına [erişilmemesine] nazaran Kohen ve ailesinin Türkiya tabiiyyetinde bulunduğu ol badaki zabıta raporundan anlaşıldığına ve menfaat-ı hasise-i şahsiyyesini [alçak şahsi emellerini] te’min ve ecnebbilerin haiz oldukları azı müsaadattan istifade itmek istediğine menbi merkum Kohen’in Türkiyada bulunması mahzurdan salim olamıyacağı cihetle ailesiyle birlikte hudud haricine çıkarılması hakkındaki Hariciye Vekaletinin 25.1.339 tarih ve 51/-8922 numaralı tezkiresi İcra Vekilleri Heyetinin 1.2.339 tarihindeki içtimaında ledettezekkkür memleketden ihracı muvafık görülmüşdür. 1.2.339 [1923][9] Bir anda eline tutuşturulan bir kağıt ile kendinizi yabancı bir ülkede bulmak olağanlaşmıştır. Cumhuriyet Arşivinin Başbakanlık Kararlar Fonu[10] vatandaşlıktan çıkarılan Hıristiyan ve Yahudi Osmanlı vatandaşlarının listesiyle doludur.

Elyakin Kohen, Abraham Sidis ve Jakob Leon’un başına gelen olaydan tabiyetten ayrılmanın kayda bağlandığı anlaşılmaktadır. Bir daha ülkeye gelmemek ve bütün haklarından vazgeçtiğine dair bir belge imzalamak gerekmektedir;

Finike’de ticaretle meşgul ve Rodos sicill-ı nüfusuna mukayyed olub İtalyan pasaportını hamil bulunan teba-i Osmaniyyeden Elyakin Kohen, Abraham Sidis ve Jakob Leon nam eşhasın Rodos’a azimetlerine müsaade itası İtalya mümessili tarafından talebi idildiği merkumun tabiiyyeti Osmaniyyeyi terk eylemek arzusunda bulundukları ve bu babda imla edilen üç kıta varaka-i isticvabiyyenin gönderildiği Teke mutasarrıflığından bildirildiğinden eşhas-ı merkumenin alelade tabiyyet-i Osmaniyyeyi terk etmek isteyenlerden farkı olmadığı cihetle terki tabiiyyet eylemelerine esas itibariyle Hükümetçe muvafakat idildiği takdirde yedlerinden memaliki Osmaniyyeye bir daha avdet itmeyeceklerine ve aksi takdirde tard ve teb’ide razı olacaklarına dair taahhüd senedi alınarak azimetlerrine müsaade itası mümkin olacağı hakkında Hariciye Vekaletinin 1 Kanunsani 1338 [1 Oak 1922] tarih ve 356 numerolu tezkiresinde dermeyan olunan mütalaat muvafıkı nefsül- emr [işin gerçeği] görülmüş olmağla ol – veçhile ifayı muamele olunması hususunun tebliği İcra Vekilleri Heyetinin 28/2/38 tarihli içtimaında karargir olmuşdur. 28/2/38 [1922][11] Bu uygulamada geri dönüşü olmayan tek kullanımlık pasaport verilmektedir.

Özetlersek; Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlarına karşı bütün bu sistematik baskılar sonuçta insanları bıktırmış ve başka alternatifler aramaya yönelterek, ülkesini terketmeyle sonuçlanmış, homojenleştirmede bir merhale daha kolayca atlanmıştır!

[1] Memaliki Osmaniye dahilinde seyrü seyahat edenlerin seyahat varakası almaları mecburi olduğu hakkında kararname.7 Teşrinievvel [Ekim]1336[1920] – No: 260, Düstur III. Tertip, Cilt I, Başvekalet Müdevvenat Müdiriyeti Milliyet Matbaası 1929, s 92

[2] https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT03/gcz01003051.pdf, s. 368-412.

[3] BCA 30 18 1 1 1 10 “Kararname , Dahiliye Vekaletinin 14 Haziran 1336 tarih ve 769 numaralı tezkeresi Heyetimizce ledelikraa dahilde ulunan Ermenilerin takım takım İstanbul ile bazı sevahile geçerek eli silah tutanların ecnebiler tarafından teslih ve İslamlar üzerine taslit [musallat] idildiği anlaşıldığında bunlardan hiçbirinin serbesti-i seyrü seyahatı münasip görülmemiş, keyfiyetin ol veçhile tebliği karargir olmuştur.”

[4] https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT03/gcz01003051.pdf

[5] Seyrü seyahat talimatnamesi ‘ Temmuz 1340 No:.663, Düstur III Tertip V. Cilt, Başvekalet Müdevvenat Müdiriyeti 1931

[6] Taner Akçam&Ümit Kurt, Kanunların Ruhu, İletişim, 2012, s 85

[7] BCA 30 18 1 1 5 16 1

[8] BCA 30 18 1 1 6 5 20

[9] BCA 30 18 1 1 6 48 20

[10] BCA 30 18 1 1 Bu fonda toplanan belgeler latin alfabesine çevilmiş bulunmaktadır

[11] BCA 30 18 1 1 4 50 17