Varlık Vergisinin Zulümlerinden Çarpıcı Bir Örnek

Varlık Vergisi

Bugünler Varlık Vergisini ödeyemeyenlerin genç yaşlı denmeden kışın ortasında Erzurum Aşkale’deki çalışma kamplarına sevklerinin yıldönümü. Ermeni, Rum ve Yahudilerden oluşan ilk sürgün kafilesi 27 01 1943 günü sevk edilmiştir.

Varlık Vergisi dolayısıyla “azınlık”lara yapılan zulümlerde sınır tanınmadığını Ekonomik ve Kültürel Genocid [1]kitabında anlatmaya çalıştım. Birçok örnek verilmesine rağmen; ne kadar anlatırsak anlatalım bir eksik olduğunu söyleyerek bitirmiştim.

O kadar özgün örnekler vardır ki; insana şeytanın bu memlekette işi kalmamış dedirtecek derecede inanılmaz zulüm örnekleridir.

Bunlardan birine de geçenlerde yeni açıklanan Dış İşleri Bakanlığı belgelerinden 19 10 2021 tarih ve 33363798 sayılı karar ile gizliliği kaldırılan Dış İşleri Bakanlığının 13 01 1943 gün ve 00598-64/597-23 sayılı belgesinde[2] Madam Chapman’a yapılan muamelede rastladık. Hasta annesini görmek için yurtdışına çıkmak isteyen Madam Chapman’a eşi Levis Chapman’ın Varlık Vergisini ödeyemediğinden yurt dışına çıkış izni verilmediği bildirilmektedir:

“ genel No:00598-64

Özel No: 597-23

Tarihi: 13 01

Dahiliye Vekaletine

Maliye Vekaletine

Çok Aceledir

Doğumu ve izdivacı bakımlarından İngiliz tabiyetinde bulunduğu İngiltere Sefaretiin bir mektubunda bildirilen İstanbulda mukim Levis Chapman’ın karısı “Chapman”a zevcinden istenen varlık vergisinin tediyesine veya tediyenin garanti edilmesine değin memleketimizden çıkmak için viz verilmediğinin alakadara tebliğ olunduğu işar kılınmakta ve Filistin’deki hasta annesinin yanına gitmek ve en geç18 Kanunsani (Ocak) 1943 de hareket etmek isteyen adı geçene vize verilmesi iltimas olunmaktadır.

Sefaret mektububda, vergi ile mükellef olan zevcin İstanbul’da kaldığına göre bu muamelenin vergi hakkındaki talimatın geniş bir tarzda tefsirinden ileri gelmiş ilave edilmektedir.

Keyfiyetin acilen tahkiki ile (alınacak) neticenin (bu babdakimütalaaları ile işarına müsaadelerini rica ederim ”

Belgenin devamı yoktur. İznin verilip verilmediğini bilmiyoruz. Vizenin verilmiş olmasının da bir önemi yoktur; zihniyet önemlidir.

Hukukta “ceza”nın şahsiliği temel prensibine rağmen devletin ülkesinde birini rehin alması inanılmaz ve akıl almaz bir uygulamadır.

Varlık Vergisi çalışmamı hazırlarken varlık vergisi kurbanları ile görüşmeler yapmaya çalıştım. Bir elin parmaklarından az kişi kalmıştı. Kurbanlardan biri hiç görüşmek istemedi. Biri kararlaştırdığımız randevuya gelmedi. Sonradan Türk olan eşinin görüşmeden vazgeçirdiğini öğrendim. Korkudan görüşemediler. Yapabildiğim görüşmelerde yaşanan travmanın hala canlı olduğunu görmek korkunçtu. Nişanlısı İstanbul’un gayrimenkul zengini bir tüccar olan Parseh Gevrekyan’ın eşi vergi sürecinde yaşadıkları yıkımı şöyle özetledi:

“Varlık Vergisi konduğunda nişanlıydık ve projelerimiz vardı. Biz bu hazırlıkları yaparken Varlık Vergisi çıktı, her şeyi erteledik ve çok kötü duruma düştük. Çok zengin olan nişanlım Varlık ‘la her şeyini kaybetti, Aşkale’ye gönderildi ve dönüşünde babam damadına yardım etmek istedi: ‘Bizim eve gelmek ister misin?’ Biz evlendiğimizde babamın evine taşındık ve orada bir hayli yaşadık. Uzun yıllar babamın evinde kalmak zorunda kaldık. Eşimin iş hayatı Varlık Vergisi’yle çok büyük darbe yedi. Pederimin yardımıyla geçindik. Yaşıyorduk ama yaşamaktan yaşamaya fark vardı. Kayınvalidem Varlık Vergisi’nden ev eşyalarını kurtarmak için eşyalarını kapıcı dairesine taşımıştı ama kapıcı ihbar etti ve bu eşyaları da götürdüler.”

Bu sözlerin ardından, önce, “Siz bunları yazacak mısınız?” diye sordu, evet cevabını duyunca da “Bundan dolayı başıma bir iş gelir mi?” diyerek kaygısını ifade etti. 94 yaşındaki bu kadının aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen haIa Varlık Vergisi’nin ve o dönemin korkularını yaşadığını görmek acıydı. Yüreğim burkuldu…

Parseh Gevrekyan bütün mal varlığını ve işini kaybettiği o yılları şöyle özetler:

“Varlık Vergisi’nin çıkarıldığı dönemde ben henüz 31 yaşında genç bir kereste tüccarıydım. Bana takdir olunan vergi tutarı 150 bin liraydı. Düşünün ki bir kamyon kereste o zamanlar 25 liraydı ve ben tüm mal varlığımı satsam yine de bu parayı ödeyemeyecek durumdaydım. Zaten Erzurum”dan da annemin gayrimenkullerini elden çıkarması sayesinde kurtuldum, Kampa gittiğimde nişanlıydım. Dönünce evlendim. Çocukları çok sevmeme rağmen mali durumumdan ötürü tek çocukla yetinmek zorunda kaldım.”[3]

Parseh Gevrekyan o yıllarda yaşadıkları Lemkin’in Genocid tanımı bütün yönleriyle karşılar: Ekonomik ve kültürel genocid!

[1] Sait Çetinoğlu, Ekonomik ve kültürel Genocid, Varlık Vergisi (1942-1944) Belge Y. 2007.

[2] BCA Dış İşleri Bakanlığı DK_C_G0150292_1_24

[3] Rıdvan Akar, Varlık Vergisi Kanıınu. Tek Parti Rejiminde Azınlık Karşıtı Politika Örneği. Belge Yayınları, 1992, s. 106-110